|
Name |
Kommentar
|
| o ünal
|
erstellt am
12-03-2008 um 13:44 Uhr
m.akif ersoy Fatih'te Millet Kütüphanesi'nin bitişiğindeki Ahmet Emin Efendi Sokağından Kıztaşı' na doğru inerek ve Sa-rıgüzel'e doğru ilerleyerek Sari Nasuh sokağına vardınız mı, Fatih yangınında kül olan ve bu gün meçhul bir şahıs tarafından ekildiği göze çarpan bir arsa ile karşılaşırsınız . Mehmed Akifin doğduğu ev, burada idi. Bu ev Akif'in annesi Emine Şerife Hanım'a aitti, Hala da Akif'in veresesi ile hemşiresi Nuriye Hanımın'ın uh desindedir. Mehmed Akifin Validesi Akif'in doğduğu sırada bu ev yedi sekiz odalı, beşyüz arşın bahçeli bir konakcıktı ve bu konakcık, Akif'in annesine, ilk kocası Şirvan'li Derviş Efendi'den kalmıştı. Akif'in annesi Emine Şerife Hanım aslen Buhara'lıdır. Bizzat Akif'in ona dair verdiği malumata göre bundan bir buçuk asir kadar evvel Hekim Haci Baba isminde bin, Buhara'dan Anadolu'ya gelerek, Boyabat'ta evlenmis, sonra karısını alıpTokat'a gitmis ve orada yerlesmisti. Akif'in anneannesi, bu ana babadan Tokat'ta dünyaya gelmişti. Akif'in anneannesi, evlenme çağına gelince Buhara'dan gelen tacir Mehmed Efendi' ye varmış ve annesi bu izdivacın mahsülü olmuştu.Akif'in annesi, hem baba tarafından, hem ana tarafından Buharalı'dır Fakat kendisi Anadolu'da doğmuş ve büyümüş- tür. Akif'in annesi, Tokat'ta yetiştikten sonra Şirvan'lılardan Derviş Efendi ile evlenmiş, sonra ko- casıyla birlikte Amasya'ya, daha sonra İstanbul'a gelerek Sarıgüzel'deki evine yerleşmişti. Şerife Hanım'ın Derviş Efendi'den iki erkek, bir kız çocuğu doğduysa da, erkeklerin vefatından sonra babaları da rahmet-i Hakk'a kavuşmuş ve Şerife Hanım genç yaşta dul kalmıştı.Akif'in baba sı, Mehmed Tahir Efendi, bu sıralarda ona talip olmuş ve onunla evlenmişti.EmineŞerife Hanım tam manasıyle, Islam Türk kadını idi. Sağlam bünyeli, sağlam seciyeli, anlayışlı, tecrübeli ve derin görüş lü bir kadındı. İtikadı bütün bir Müslümandı. Beş vakit namazını ihmal etmez, ibadetlerin den haz duyar, itikatlarini yaşar, feragat ruhunu canlandırır, iyilik etmekten, iyilik etmek için koşmaktan bahti yarlık duyar, ince hisli, yüksek ruhlu bir insandı. Emine Şerife Hanım İpek'li Tahir Efendi ile evlendikten sonra, ilk kocasının son yadigarı olan kızını da kaybetmiş, fakat Şerife Hanım bu acıya da tahammül ettikten sonra, Akif'i doğurmuş, bu oğlu nun doğması ona en büyük teselliyi vermiş ve geçen matemlerini unutturmuştu Mehmed Akifin Babasi Akif'in babası Mehmed Tahir Efendi, Fatih dersiasamlarındandı. Kendisi Ipek'in Şusişe köyündendi ve Nureddin Ağa'nın oğlu idi. Tahir Efendi, Ipek'te biraz okumuş, sonra İstanbul'a gelmiş, Yozgat'lı Mahmut Efendi'den ders görmüş ve icazet almıştı. Onun Şerif Efendi'den mücaz olduğunu da, eski Diyanet İşleri Reisi Profesör Şerafeddin Yaltkaya söylemişti.Yani İpek'in köylüsü,ve Akif'in (ASIM) adlı eserinde, Köse İmam'ın Mübalağalı diliyle anlattığı vechile, (ümmi, yarıvahsi adamın oğlu, kendi sa'yü gayretiyle, kendi sebat ve ikdamıyle büyük bir gayeyi gerçekleştirmişti: Çünkü 0 zamanın telakkisine göre ilim Fatih'te idi ve Fatih müderrislerinden olmak,gıptaya değer bir gaye idi.İlim, Fatih' ten öteye, mesela şehzadebaşı'na veya Beyazıd'a inmeye tenezzül etmezdi. Buralara ancak ilmin serpintileri varolabilirdi. İlmin asılkaynağı ise Fatih'te idi. Bu telakkiyi göz önünde tutacak olursak, Ipek'in köylüsü ünmi, yarı vahşi bir adamın oğlu olarak İstanbul'a gelen, hiçbir hamisi bulunmayan ve yalnız kendi emeğine, kendi gücünene ve kendi seciyesine güvenen Tahir Efendi'nin Fatih Mü derrisliğine yükseldiği günü, hayatının en bahtiyar günü saymak icap eder Çünkü Ipek'in köylüsü, verese-i enbiya (nebilerin varisi) makamına ermiş ve köyünden çıktığı gün tasarladığı gayeye var mıştı. Kuvvetli bir adam olduğu muhakkaktı. Tahir Efendi'nin arkadasları arasında şöhreti, onun seciyesi hakkında bize mühim bir ipucu veriyor cünkü aynı adı taşıyan Tahir'lerden ayırt edilmek için Temiz Tahir Efendi)) diye anılıyordu. Demek ki tahsil için medresede geçirdiği seneler sırasında temizlik ile temayüz etmişti. Medrese hayatında temizlik ile temayüz etmek ise kolay bir iş değildi. Çünkü bu temizliği, bizzat temin etmek ve onun icap ettirdiği bütün zahmetlere doğrudan doğruya katlanmak zarureti vardı. Üstünü başını yıkamak, velhasıl temizliği bütün zahmetlerine katlanmak lazımdı. Tahir Efendi, bunların hepsini yaptı işin arkadaşları arasında temizliğiyle temayüz etmis ve sonuna kadar Temiz Tahir Efendi diye tanın mıştır. Ihtimal ki, onun Emine Serife Hanımla evlenmesini kolaylaştıran en bellibaşlı sebeb bu adın dan kazandığı söhrettir.Çünkü Emine Serife Hanım da her inanışıyla temiz bir kadındı ve karı koca her bakımdan birbirlerine denktiler. AKİF'İN DOĞUMU: Tahir Efendi ile Şerife Hanımın evlenmelerinin ilk semeresi, Mehmed Akif'ti. Akif Hicretin 1290 (1873) yılında, şevval ayında demin tarif ettiğimiz evde doğdu. Babası, ebced hesabıyle Ragiyf ismini vermistir.Ev ve mahalle halkı bu ismi anlayamamış ve onu Akif'e çevirmiştir. Yalnız Akif'in babası onu ((Rağıyf)) diye çağırmaya devam etmiştir. AKİF'İN TAHSİLİ: Merhum Akif, tahsil hayatı hakkında şu malumatı veriyor: Ilk tahsile Emir Burhan mahalle mektebinde ve dört yaşmda başladım. Hocamı şahsen hatırlarım; fakat ismini hatırlyamıyorum. Burada iki sene kadar bulundum.Fatih'te muvakkithanenin yanıbaşındaki iptidai mektepte ilk tahsile devam ettim. Bu mektep, Maarif Nezaretine bağlı bir mektepti. Birçok hocaları vardı. Hem bu mektebe gidiyordum, hem de pederim bana yavas, yavaş Arapça okutuyordu. Bu mektebe sene devam ettim.(Rüşdiye mektebim, Fatih'te Otlaklı Yokuşunda bulunan Fatih Merkez Rüşdiyesi'dir) Buradaki muallimlerinden hatırladıklarım, başmuallim Hoca Süleyman Efendi, ikinci muallim Mustafa Efendi, üçüncü' muallim Hafız Osman Efendi. Diğer hocalar seyyar idiler. Bu seyyar hocalarin en mühimi, son sınıfta kendisinden Türkçe okuduğum Hoca Kadri Efendi'dir. Hoca Kadri Efendi, Abdühamit devrinin hürriyetperver şahsiyetlerindendir. 0 devirde evvela" Mısır'a kaçtı. Orada Kananu Esasi gazetesini cıkardı. Sonra Paris'e gitti. Paris'te Harbi Umumi ortalarına kadar yaşadı. İlmen ve ahlakan cok yüksek bir zattı. Aslen Hersek'lidir. İngiliz Kerim Efendi'den, Hoca Tahir Efendi'den okumuş; Arapçası, Farsçası çok kuvvetliydi. Fransızca da öğrenmis, Paris'te ilerletmisti. Bu zat lisan itibariyle üzerimde çok müessir oldu. 0 kadar yüksek bir adamın alelade bir nasihati bile tesir yapar. Rüşdiye tahsiline devam ederken babamndan yine Arapça okuyordum ve iyice ilerlemiştim. Seviyem, mektep programından cok yüksekti. Babam, o zamanın usulünü ve kitaplarını takip ediyordu. Mektepte okunan Farisi ile iktifa edemezdim. Fatih Caminde ikindiden sonra Hafız Divanı gibi, Mesnevi gibi muhalledatı okutan Esad Dede'ye devam ederdim. Rüşdiye tahsilinde zaten en çok lisan derslerine temayülum vardı. Dört lisanda (Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca) birinci idim ve şiiri cok severdim. okuduğum şiir kitabi Fuzuli'nin Leyla" ve Mecnun' u dur Babam, bu temayülüme ses çıkarmazdı. Rüştiyeyi bitirince, pederim, meslek ve mektep tercihini bana bıraktı. Ben de 0 zaman parlak bir mektep olan Mülkiye'yi tercih ettim. 0 vakit Rüşdiye'den Maliye 'ye talebe alınırdı, fakat benim Rüş diye'den çıktığım sene Mülkiye teşkilatı ta dahil olundu. Beş senelik tahsil ikiye ayrıldı.Üç senelik idadi, Iki ahi senelik kısım. Rüşdiye'den çıkınca bu teşkila'ta gö're Mülkiye'nin idadi kısmına girdim. Üç sene sonra şeha"detname aldım. Ahi kısmına geçtim. Ahi kısmın birinci sınıfına devam ederken pederimin vefati, sonra yegane varlığımız olan evimizin yangını üzerine zaruret içinde kalmıştım. Iki sene sebat edip Mülkiye'yi' bitirmek kabildi. Lakin 0 aralık mezunlara ya bir vazife verilemiyor, yahut onları gayet cüz'i bir maaşla istihdam ediyorlardı.Bu sırada, ilk defa olarak Mulkiye Baytar (Veteriner) Mek-tebi ihdas olundu. Birkaç arkadaş
|
| o. ünal
|
erstellt am
12-03-2008 um 13:35 Uhr
HAYATIFatih'te Millet Kütüphanesi'nin bitişiğindeki Ahmet Emin Efendi Sokağından Kıztaşı' na doğru inerek ve Sa-rıgüzel'e doğru ilerleyerek Sari Nasuh sokağına vardınız mı, Fatih yangınında kül olan ve bu gün meçhul bir şahıs tarafından ekildiği göze çarpan bir arsa ile karşılaşırsınız . Mehmed Akifin doğduğu ev, burada idi. Bu ev Akif'in annesi Emine Şerife Hanım'a aitti, Hala da Akif'in veresesi ile hemşiresi Nuriye Hanımın'ın uh desindedir. Mehmed Akifin Validesi Akif'in doğduğu sırada bu ev yedi sekiz odalı, beşyüz arşın bahçeli bir konakcıktı ve bu konakcık, Akif'in annesine, ilk kocası Şirvan'li Derviş Efendi'den kalmıştı. Akif'in annesi Emine Şerife Hanım aslen Buhara'lıdır. Bizzat Akif'in ona dair verdiği malumata göre bundan bir buçuk asir kadar evvel Hekim Haci Baba isminde bin, Buhara'dan Anadolu'ya gelerek, Boyabat'ta evlenmis, sonra karısını alıpTokat'a gitmis ve orada yerlesmisti. Akif'in anneannesi, bu ana babadan Tokat'ta dünyaya gelmişti. Akif'in anneannesi, evlenme çağına gelince Buhara'dan gelen tacir Mehmed Efendi' ye varmış ve annesi bu izdivacın mahsülü olmuştu.Akif'in annesi, hem baba tarafından, hem ana tarafından Buharalı'dır Fakat kendisi Anadolu'da doğmuş ve büyümüş- tür. Akif'in annesi, Tokat'ta yetiştikten sonra Şirvan'lılardan Derviş Efendi ile evlenmiş, sonra ko- casıyla birlikte Amasya'ya, daha sonra İstanbul'a gelerek Sarıgüzel'deki evine yerleşmişti. Şerife Hanım'ın Derviş Efendi'den iki erkek, bir kız çocuğu doğduysa da, erkeklerin vefatından sonra babaları da rahmet-i Hakk'a kavuşmuş ve Şerife Hanım genç yaşta dul kalmıştı.Akif'in baba sı, Mehmed Tahir Efendi, bu sıralarda ona talip olmuş ve onunla evlenmişti.EmineŞerife Hanım tam manasıyle, Islam Türk kadını idi. Sağlam bünyeli, sağlam seciyeli, anlayışlı, tecrübeli ve derin görüş lü bir kadındı. İtikadı bütün bir Müslümandı. Beş vakit namazını ihmal etmez, ibadetlerin den haz duyar, itikatlarini yaşar, feragat ruhunu canlandırır, iyilik etmekten, iyilik etmek için koşmaktan bahti yarlık duyar, ince hisli, yüksek ruhlu bir insandı. Emine Şerife Hanım İpek'li Tahir Efendi ile evlendikten sonra, ilk kocasının son yadigarı olan kızını da kaybetmiş, fakat Şerife Hanım bu acıya da tahammül ettikten sonra, Akif'i doğurmuş, bu oğlu nun doğması ona en büyük teselliyi vermiş ve geçen matemlerini unutturmuştu Mehmed Akifin Babasi Akif'in babası Mehmed Tahir Efendi, Fatih dersiasamlarındandı. Kendisi Ipek'in Şusişe köyündendi ve Nureddin Ağa'nın oğlu idi. Tahir Efendi, Ipek'te biraz okumuş, sonra İstanbul'a gelmiş, Yozgat'lı Mahmut Efendi'den ders görmüş ve icazet almıştı. Onun Şerif Efendi'den mücaz olduğunu da, eski Diyanet İşleri Reisi Profesör Şerafeddin Yaltkaya söylemişti.Yani İpek'in köylüsü,ve Akif'in (ASIM) adlı eserinde, Köse İmam'ın Mübalağalı diliyle anlattığı vechile, (ümmi, yarıvahsi adamın oğlu, kendi sa'yü gayretiyle, kendi sebat ve ikdamıyle büyük bir gayeyi gerçekleştirmişti: Çünkü 0 zamanın telakkisine göre ilim Fatih'te idi ve Fatih müderrislerinden olmak,gıptaya değer bir gaye idi.İlim, Fatih' ten öteye, mesela şehzadebaşı'na veya Beyazıd'a inmeye tenezzül etmezdi. Buralara ancak ilmin serpintileri varolabilirdi. İlmin asılkaynağı ise Fatih'te idi. Bu telakkiyi göz önünde tutacak olursak, Ipek'in köylüsü ünmi, yarı vahşi bir adamın oğlu olarak İstanbul'a gelen, hiçbir hamisi bulunmayan ve yalnız kendi emeğine, kendi gücünene ve kendi seciyesine güvenen Tahir Efendi'nin Fatih Mü derrisliğine yükseldiği günü, hayatının en bahtiyar günü saymak icap eder Çünkü Ipek'in köylüsü, verese-i enbiya (nebilerin varisi) makamına ermiş ve köyünden çıktığı gün tasarladığı gayeye var mıştı. Kuvvetli bir adam olduğu muhakkaktı. Tahir Efendi'nin arkadasları arasında şöhreti, onun seciyesi hakkında bize mühim bir ipucu veriyor cünkü aynı adı taşıyan Tahir'lerden ayırt edilmek için Temiz Tahir Efendi)) diye anılıyordu. Demek ki tahsil için medresede geçirdiği seneler sırasında temizlik ile temayüz etmişti. Medrese hayatında temizlik ile temayüz etmek ise kolay bir iş değildi. Çünkü bu temizliği, bizzat temin etmek ve onun icap ettirdiği bütün zahmetlere doğrudan doğruya katlanmak zarureti vardı. Üstünü başını yıkamak, velhasıl temizliği bütün zahmetlerine katlanmak lazımdı. Tahir Efendi, bunların hepsini yaptı işin arkadaşları arasında temizliğiyle temayüz etmis ve sonuna kadar Temiz Tahir Efendi diye tanın mıştır. Ihtimal ki, onun Emine Serife Hanımla evlenmesini kolaylaştıran en bellibaşlı sebeb bu adın dan kazandığı söhrettir.Çünkü Emine Serife Hanım da her inanışıyla temiz bir kadındı ve karı koca her bakımdan birbirlerine denktiler. AKİF'İN DOĞUMU: Tahir Efendi ile Şerife Hanımın evlenmelerinin ilk semeresi, Mehmed Akif'ti. Akif Hicretin 1290 (1873) yılında, şevval ayında demin tarif ettiğimiz evde doğdu. Babası, ebced hesabıyle Ragiyf ismini vermistir.Ev ve mahalle halkı bu ismi anlayamamış ve onu Akif'e çevirmiştir. Yalnız Akif'in babası onu ((Rağıyf)) diye çağırmaya devam etmiştir. AKİF'İN TAHSİLİ: Merhum Akif, tahsil hayatı hakkında şu malumatı veriyor: Ilk tahsile Emir Burhan mahalle mektebinde ve dört yaşmda başladım. Hocamı şahsen hatırlarım; fakat ismini hatırlyamıyorum. Burada iki sene kadar bulundum.Fatih'te muvakkithanenin yanıbaşındaki iptidai mektepte ilk tahsile devam ettim. Bu mektep, Maarif Nezaretine bağlı bir mektepti. Birçok hocaları vardı. Hem bu mektebe gidiyordum, hem de pederim bana yavas, yavaş Arapça okutuyordu. Bu mektebe sene devam ettim.(Rüşdiye mektebim, Fatih'te Otlaklı Yokuşunda bulunan Fatih Merkez Rüşdiyesi'dir) Buradaki muallimlerinden hatırladıklarım, başmuallim Hoca Süleyman Efendi, ikinci muallim Mustafa Efendi, üçüncü' muallim Hafız Osman Efendi. Diğer hocalar seyyar idiler. Bu seyyar hocalarin en mühimi, son sınıfta kendisinden Türkçe okuduğum Hoca Kadri Efendi'dir. Hoca Kadri Efendi, Abdühamit devrinin hürriyetperver şahsiyetlerindendir. 0 devirde evvela" Mısır'a kaçtı. Orada Kananu Esasi gazetesini cıkardı. Sonra Paris'e gitti. Paris'te Harbi Umumi ortalarına kadar yaşadı. İlmen ve ahlakan cok yüksek bir zattı. Aslen Hersek'lidir. İngiliz Kerim Efendi'den, Hoca Tahir Efendi'den okumuş; Arapçası, Farsçası çok kuvvetliydi. Fransızca da öğrenmis, Paris'te ilerletmisti. Bu zat lisan itibariyle üzerimde çok müessir oldu. 0 kadar yüksek bir adamın alelade bir nasihati bile tesir yapar. Rüşdiye tahsiline devam ederken babamndan yine Arapça okuyordum ve iyice ilerlemiştim. Seviyem, mektep programından cok yüksekti. Babam, o zamanın usulünü ve kitaplarını takip ediyordu. Mektepte okunan Farisi ile iktifa edemezdim. Fatih Caminde ikindiden sonra Hafız Divanı gibi, Mesnevi gibi muhalledatı okutan Esad Dede'ye devam ederdim. Rüşdiye tahsilinde zaten en çok lisan derslerine temayülum vardı. Dört lisanda (Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca) birinci idim ve şiiri cok severdim. okuduğum şiir kitabi Fuzuli'nin Leyla" ve Mecnun' u dur Babam, bu temayülüme ses çıkarmazdı. Rüştiyeyi bitirince, pederim, meslek ve mektep tercihini bana bıraktı. Ben de 0 zaman parlak bir mektep olan Mülkiye'yi tercih ettim. 0 vakit Rüşdiye'den Maliye 'ye talebe alınırdı, fakat benim Rüş diye'den çıktığım sene Mülkiye teşkilatı ta dahil olundu. Beş senelik tahsil ikiye ayrıldı.Üç senelik idadi, Iki ahi senelik kısım. Rüşdiye'den çıkınca bu teşkila'ta gö're Mülkiye'nin idadi kısmına girdim. Üç sene sonra şeha"detname aldım. Ahi kısmına geçtim. Ahi kısmın birinci sınıfına devam ederken pederimin vefati, sonra yegane varlığımız olan evimizin yangını üzerine zaruret içinde kalmıştım. Iki sene sebat edip Mülkiye'yi' bitirmek kabildi. Lakin 0 aralık mezunlara ya bir vazife verilemiyor, yahut onları gayet cüz'i bir maaşla istihdam ediyorlardı.Bu sırada, ilk defa olarak Mulkiye Baytar (Veteriner) Mek-tebi ihdas olundu. Birkaç arkadaş
|
| ekonemi gazetesinden
|
erstellt am
06-03-2008 um 23:27 Uhr
Fenerbahçe 20 milyon euro geliri garantiledi Sevillayı eleyerek Şampiyonlar Liginde çeyrek finale yükselen Fenerbahçe, sadece sportif açıdan değil ekonomik açıdan da büyük bir başarıya imza attı. Şampiyonlar Liginde bugüne kadar oynadığı maçlar sonunda kasasına 12.5 milyon euro giren Fenerbahçeyi 7-8 milyon euro daha bekliyor. Sarı-lacivertli kulüp çeyrek finalde elense dahi sezon sonunda reklam ve TV yayın gelirlerinin dağıtılmasıyla Şampiyonlar Ligi havuzundan 7-8 milyon euro daha alacak. Yani Fenerbahçe şimdiden en az 20 milyon euroyu garantiledi.HER MAÇ PARA BASIYOR Fenerbahçe bu sezon kendi sahasında oynadığı 5 maçta toplam 260 bin seyirciye oynadı. Yılda 40 milyon dolar gelir elde eden Şükrü Saraçoğlu Stadyumu Fenerbahçenin en büyük kozu. Her maçta ortalama 100 YTLden 27 bin bilet satan kulübün 5 maçta elde ettiği hasılat ise yaklaşık 7 milyon euroya denk geliyor. Fenerbahçe çeyrek finale kaldığı için sahasında bir maç daha oynayacak. Stadın içindeki yer alan 2 Fenerium mağazası da maç günleri adeta para basıyor. Feneriumun bu yılki cirosunun 40 milyon YTL civarında olması bekleniyor. ---------------------------------------- ----------------------------------------
Yay& #305;n gelirinde fakir ürün gelirinde zengin Deloitteun Futbol Para Ligi araştırmasına göre Fenerbahçe 87.2 milyon euroluk gelirle dünyanın en çok kazanan 25inci kulübü. Fenerbahçenin önümüzdeki yıl ilk 20ye girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Fenerbahçe ve Şampiyonlar Ligindeki diğer takımların gelir dağılımını karşılaştıran Deloitte Türkiye Spor Endüstrisi Lideri Burç Seven, şu yorumlarda bulunuyor: Türkiyede kulüplerin naklen yayın ve reklam gelirleri Avrupaya kıyasla toplam gelirler içinde düşük bir oranda. Örneğin Real Madridin naklen yayın ve reklam gelirleri toplam gelirler içinde yüzde 38lik bir pay alırken, bu oran Fenerbahçe için yüzde 15 seviyelerinde. Stat ve ürün gelirlerine gelince... Real Madrid, Manchester United, Barcelona gibi kulüplerde stat ve ürün gelirleri toplam gelirlerden yaklaşık olarak yüzde 60 ila 70 oranında pay alırken, bu oran Fenerbahçe için yüzde 85 seviyesinde. ------------------------------- -------------------------------------------------< p> Hisseler 53.5 YTL ile yeni rekor kırdı Şampiyonlar Liginde ilk 8 takım arasına giren Fenerbahçe, dün borsada da coştu.. Sabahki borsa açılışının ardından hızlı alımlarla Fenerbahçe hisseleri 53.50 YTLye kadar çıkarak rekor kırdı. Fenerbahçe hisseleri günü 50 YTLden kapattı. Fenerbahçe hisseleri yılbaşından bu yana son derece istikrarlı bir seyir izliyor. Yıla 33 YTL seviyesinden başlayan hisseler şu ana kadar yüzde 53 artışla en çok kazandıran hisseler arasında yer almayı başardı.
|
| osman ünal
|
erstellt am
05-03-2008 um 23:20 Uhr
FENERBAHÇE CEHENNEME DEĞİL, TARİHE GİRDİ" Corriere dello Sport ise "Fenerbahçe zaferi. Sevilla elendi. Marescadan büyük hata" diye başlık attı. Haberde, maç öncesinde Fenerbançeye cehennem tehdidinde bulunan Sevillanın, elenmekten kurtulamadığına işaret edilerek, şu ifadelere yer verildi:"Fenerbahçe cehenneme değil, tarihe girdi. Sarı-lacivertliler, Sevillayı eleyerek Şampiyonlar Liginde ilk kez çeyrek finale yükseldiler. İspanyol kulüp başkanı De Nidonun Türklere vaat ettiği cehennemin içine, Endülüslüler kendileri düştü. İspanyollar, en kötü biçimde penaltılarla (5-5lik skorla) elendiler." Corriere dello Sportun haberinde, maçın kaderinin penaltılarla belirlendiğine de işaret edilerek, "Penaltılarda Sevilla 3, Fenerbahçe 1 hata yapınca, ibre Türklerden yana kaydı" denildi
|
| osman ünal
|
erstellt am
05-03-2008 um 23:10 Uhr
Zeki Triko'dan hediye Koyu bir Fenerbahçe taraftarı olan Zeki Triko'nun sahibi Zeki Başeskioğlu, Ahmet Çakar için Show TV binasına ve Sabah gazetesine dünyaca ünlü bikinilerinden birini gönderdi. Sarı Lacivert renkte olan bikini XXXL boyutlarında. Dünyaca ünlü mayoları üreten Zeki Triko'nun koyu Feherbahçeli sahibi Zeki Başeskioğlu, "Fenerbahçe turu atlasın ben bikini giyerim" diyen Ahmet Çakar'a bu sabah ilginç bir sürpriz yaptı FENER BAHCE ADAMA BÖYLE BIKINI GIYDIRIR SAPKA CIKAR SELAM DUR!!!!!!!!!!!!!
|
|